Sinemada izlediğimde fark ettiğim ilk nokta izleyiciler arasındaki erkek
sayısının bir elin parmağını geçmediğiydi. Bu filmi özellikle orta
yaşın üzerindeki bayanların salonları doldurarak kapalı gişe oynamasına
sebep olduğu düşünülürse aslında cevap ortada gibi. Geçmişe duyulan
özlem. Hikaye şudur ki ülkenin en güzel kızı bir gül bahçesine konmuş.
Binlerce dönümlük tarlada tek kural geri dönüşü olmadan bahçenin en
güzel gülünü alıp bahçenin dışına çıkmakmış. Sonunda ne mi olmuş kız
elinde üç beş yapraktan ibaret bir gülle çıkmış. Koskoca bahçenin en
güzel gülü bu muydu bunu mu beğendin diye soranlara " - Ona buna burun
kıvırırken elimde birşeyin olmadığını fark ettim. Son bir hamleyle hiç
yoktan iyidir diyerek bunu buldum." cevabını vermiş. Sinema salonundan
hüngür hüngür ağlayarak çıkan "ablalarımın" pek çoğu eminim şu an bu
durumdadır. Filmde bir şekilde kendilerinden birşey bulup hepsi
kendisini birer "Ada" ilan etmiştir.
Bu adamları ortaya çıkaranlar kim peki ? Hayatınızın içine edip birden ortadan kaybolan ? Kızlar kendilerinin aptal yerine konmasına neden bu kadar izin veriyorlar ? Yoksa aslında aptal yerine konulan erkekler mi ? Bir gece kullanılıp atılan sonra da kendisini adam sanıp ortada gezen mallar aslında memleketteki en büyük aptallar mı ? Neden herkes başka maskeler takıp gezmek zorunda sokakta ? Karşındakini beğendiysen eğer neden tribe girip kasılmaya başlarsın ? Yolda yürüyen kıza fütursuzca laf atan, korna çalan öküz o kız sana düzgün bir cevap verse acaba ikinci cümleni kurabilirmisin ? Yanımdan yürüyüp geçen kıza ikinciye dönüp baktığım nadirdir.. Güzele güzel yakışıklıya yakışıklı demek boynumuzun borcu da bizim bu sıfatı verdiklerimiz hep salak mı olmak zorunda ? İnsanlara neden bir kadın/erkek yetmez ?
En adam görüneni travestilerin oldugu barda gezen, zıpır yakışıklı dediğin evlidir ama karşısındakine yalan söylemekten çekinmez, evdekinin sucu günahı yoktur sanırki kocası her cumartesi gecesi balıga gidiyor.. Pavyona dönen gece kulüpleri, babam yaşımdaki adamların masasındaki liseli kızlar, sevgili ayagına kredi kartları patlayan ancak karısının korkusundan polise gidemeyen dangalaklar, sevgilisine amcamlar dayımlar gelecek deyip iş yerinde çalışan arkadaşıya yatan, her ne hikmetse sınav zamanı olmasa bile arkadaşında kalıp ders çalışması gereken namus abideleri ben sizi cok iyi tanıyorum. küçük hikayeler olarak hepinizi bu küçük koleksiyonuma katacagım ki evdeki işteki de azıcık gözünü açsın. Issız Adam olmanın Kaybedenler Kulübünü dinlemenin/izlemenin aslında bir halt olmadığını kendi gözlerinizle görün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder